blog'da ne var?

10 Ekim 2012 Çarşamba

Perde Açılıyor!.. Bizimkilerin Rolü?


Bekleyişlerimiz Perşembe günü itibariyle son buluyor ve Euroleague'e CSKA Moskova - Lietuvos Rytas maçıyla merhaba diyoruz. Bizi daha çok ilgilendiren tabii ki temsilcilerimizin maçları. Fenerbahçe ve Efes'in kadroları itibariyle beklenti oluşturduğunu söylesek de; Final Four yapmanın kolay iş olmadığını, sadece kadro kalitesiyle ilintili olmadığını, bir organizasyon, bir gelenek işi olduğunu hatırlatalım naçizane.

EL şampiyonluğu için otoritlerin favorisi yine CSKA. Kirilenko ve Shved NBA tercihlerini kullandılar ama Aaron Jackson, Sonny Weems, Drew Nicholas ve Zoran Erceg gibi direkt etki edebilecek oyuncuları takviye ettiler kadrolarına. Jamont Gordon Galatasaray'a, Darijus Lavrinovic Zalgris'e gitti. Süre bulamayan Meija Banvit'in yolunu tutarken; Siskauskas da basketbolu bıraktı. Takımdaki en önemli değişiklik ise koç olarak Ettero Messina'nın görev yapacak olması. Yaz başında adı Fenerbahçe ile de anılmıştı İtalyan koçun ama o CSKA'yı tercih etti.

CSKA'yı en çok zorlaması beklenen takımlar ise Barcelona, Real Madrid, Fenerbahçe, Maccabi ve Olympiakos... Arkadan da Panathinaikos, Efes, Caja Laboral ve Unics sürpriz yapabilecek takımlar olarak görünüyor... Hoş, Panathinaikos'un Final Four yapmasının neresi sürprizse? Tabii ki benchte ve parkede gözle görülür bir kalite azalması mevcut yoncalarda... Gruplara bakacak olursak;


A Grubu: Panathinaikos, Real Madrid, Fenerbahçe, Union Olimpija, Khimki, Cantu
B Grubu: Maccabi, Siena, Unicaja Malaga, Alba Berlin, Chalon, Asseco Prokom
C Grubu: Olympiakos, Caja Laboral, Anadolu Efes, EA Milano, Zalgris, Cadevita
D Grubu: CSKA, Barcelona, Partizan, Brose Baskets, Lietuvos Rytas, Beşiktaş

Artık kendi takımlarımıza dönelim ve ilk maçlara bakalım... Fenerbahçe Perşembe, Efes ve Beşiktaş Cuma günü oynayacaklar ilk maçlarını. O halde Fenerbahçe ile başlayalım...


FENERBAHÇE ÜLKER - KHIMKI MOSKOVA

Fenerbahçe'den daha önce bahsetmiştik bu blogda. O yazıya buradan ulaşabilirsiniz. O yazıdan sonra kadroya Bremer eklendi. Bir 1 numara ihtiyacından bahsetmiştik zaten, Papaloukas'ı bekliyorduk ama Bremer'den de şikayetçi değiliz. Henüz hiçbir maça çıkmadı kendisi ama geçmişi ve kalitesi ortada. Ayrıca o yazıdan sonra bir de Boston Celtics maçı oynandı ki çoğumuzun hayatı boyunca unutamayacağı güzellikte anılar bıraktı hafızalarda. Bir NBA takımını yenen ilk yerli, 6. Avrupalı takım oldu Fenerbahçe. Boston Celtics karşısında alınan galibiyetin ötesinde Bo ve Sato'nun takıma sağladığı uyumu, Oğuz'un yüksek formunu ve Barış Ermiş'in çok iyi bir alternatif olduğunu görmüş de olduk. Euroleague başlamadan önceki bu gelişmeler oldukça sevindirici. Batiste çok az oynadı, hafif sakatlığı var. Andersen hazır değil. Kaya takıma göre çok daha az seviyelerde... Böyle baktıkça uzun rotasyonunda sıkıntıya düşebileceğimiz düşünülse de bir NBA takımına karşı oyunun önemli bir bölümü 4 kısayla oynayan Pianigiani'nin EL'de de bunu sıkça deneyeceği ortada. İlkan da bu anlamda özellikle şu dönemde oldukça kritik roller üstlenecek gibi duruyor...

Biraz da Khimki'ye bakalım. Khimki'nin kadrosunda ilk göze çarpan isimler Monya, Fridzon ve Planinic... Monya ve Fridzon her türlü işi yapabilecek, koçların takımlarında görmekten mutluluk duyacağı, ekstra işlerin adamları. Planinic ise pozisyonuna göre uzun boyu ve tecrübesiyle takımı yönlendirmede usta bir isim. Yalnız Planinic'in Bo McCalebb'in ayak çabukluğu karşısında çok zor durumlarda kalacağını da öngörebiliriz. Ayrıca her işi yapabilecek bir Fridzon varsa Khimki'de, Fenerbahçe'de hem Ömer hem de Sato var... Monya ise tahminimce bizi en fazla zorlayacak kişidir Khimki'de.

Geçtiğimiz sezonun Eurocup şampiyonu Khimki'de Kelati, Quinn ve Gelabale gibi üç önemli isim takımdan ayrıldılar. Rivers ve Koponen transferleri ile o açığı kapatmaya çalışacaklar. Ayrıca pota altına yapılan Davis ve Augustine transferleri Khimki'yi çok yönlü bir takım haline getirecektir. Takımın baş aktörleri dışında kalan oyuncuların fazlaca EL tecrübesi olmaması bu maç için bir avantaj Fenerbahçe adına.

Fenerbahçe adına her şey güllük gülistanlık değil elbette. Boston Celtics maçından 1 gün önce oynanan Galatasaray maçında takımın üç sayılık atışlarda yakaladığı düşük isabet oranı, Boston Celtics maçında hem de NBA standartında ölçülerin kullanıldığı maçta dengesini bulmuştu. Rakibimiz net olarak bir şut takımı iken, bizim de çizginin gerisinden ortalama bir seviyede isabet oranı yakalamamız şart. Buradaki istikrarsızlık başımızı ağrıtabilir...

Khimki ile ilgili daha net ve doyurucu bir yazı okumak isteyenleri de şuraya alalım. Üzerine ekleme yapabileceğimiz veya yanlış bir değerlendirme olarak bahsedebileceğimiz tek bir konu bile kalmamış: http://markonunyeri.blogspot.com/2012/10/khimki-dikkat.html

Sonuç olarak Eurocup şampiyonu, disiplinli ve şutör bir takımla başlıyoruz serüvene. Hafife alırsak büyük hayal kırıklığı yaşarız...


BEŞİKTAŞ - PARTIZAN BELGRAD

Geride bıraktığımız sezonu 3 kupayla tamamlayan, bu sezon öncesi de Efes'i geçerek Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazanan Beşiktaş; sponsorsuzluktan dolayı zorlandığı yaz sezonunda beklentilerin ötesinde bir kadro kurmayı başarabildi. Koç Ergin Ataman ve oyuncular Erwin Dudley ile Dawid Hawkins Galatasaray'a, Zoran Erceg CSKA'ya, Kemp Siena'ya, Bonsu bir bilinmeze ve Aroyyo da boşluğa gidince takımın iskeleti çökmüş oldu. Fenerbahçe'den Widmar ve serbest kalan Jerrels, Galatasaray'dan Cevher ve Tutku, Telekom'dan Muratcan Güler ile yurt içi takviyeleri yapan Beşiktaş; Cristopher, Dasic, Falker ve Markota transferleri ile yurt dışı transferlerini de tamamladı.

Şimdi elde imkanlar ölçüsünde iyi ama EL bağlamında yetersiz/tecrübesiz bir kadro var. Yetersiz, tecrübesi ve gelişime açık diyebileceğimiz bir kadro için çok uygun bir koç, Erman Kunter var başlarında... Beşiktaş için Partizan ile içeride oynayarak EL sezonuna başlangıç yapmak bulunmaz bir fırsat...

Partizan'a bakacak olursak EL sitesinde ismi bulunan 13 oyuncudan 12'si 24 ve altı yaşında. Hatta 1990 ve sonrası doğumlu 9 oyuncu bulunuyor. Açıkçası Partizan ile ilgili bilgileri sadece lig maçlarında ortaya çıkan istatiki verilerden elde edebiliyoruz. Takımın muhtemel ilk 5'i: Thomas, Lucic, Milosavljevic, Gordon, Musli. Ligde oynanan ilk 3 maçta ortaya çıkan istatistiklere göre takımın hücumu 91 doğumlu pivot Musli üzerinden dönüyor. Dışardan ise sadece son Cibona maçında oynayan Lucic'in etkili bir hücum silahı olabileceğini söyleyebiliriz.

3 sayılık atış yüzdesi hiç de iyi olmayan Partizan'da Milosavljevic ve Gordon'un fazlaca top kaybı yaptıklarını görebiliyoruz. Fakat hücum ribauntlarını fazlaca kovalıyorlar ve Musli ile Gordon bu konuda oldukça etkili görünüyorlar...

Beşiktaş'ın saha ve seyirci avantajıyla, tecrübesiz rakibini geçeceğini düşünsek te; rakip koçun efsane Dusko Vujosevic olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu maç ne getirir bilinmez ama Partizan'ın iç sahada bu koçla ve o taraftarla; 1-2 önemli sürpriz yapmasını bekleyebiliriz...


EMPORIO ARMANI MILANO - ANADOLU EFES

Geçen sene çok iyi bir kadro ve başlarında Scariolo ile çok kötü bir başlangıç yapan Milano sezonun ikinci yarısında nispeten performansını arttırmayı başarmıştı. Bu sene kadroları biraz daha iyi diyebiliriz. Hemdrix, Langford ve veteran Basile ile güçlendirdiler kadrolarını. Omar Cook, Bourousis, Fotsis, Hairston gibi üst düzey adamların yanı sıra Melli, Gentile ve Giachetti gibi önemli özkaynaklara da sahipler.

Hazırlık maçında Boston'dan 30 sayı fark yediler, ligde de son hafta Bologna'ya 67-64 ile boyun eğdiler. Hücumda Hairston ve Langford'un ellerine bakıyorlar. Bourousis de içeriden oldukça katkı vermeye çalışıyor. Ama Milano'nun 70-75 barajını aşması için Fotsis, Hendrix ve/veya Cook gibi isimlerin de skora katkı sağlaması şart. Bu oyuncuların an itibariyle istikrarlı olarak skor üretebileceklerini söylemek zor. Efes maçında ne olur, hep beraber göreceğiz. İç sahada oynayacak olmaları ve Efes'in form grafiği onların en önemli avantajları açıkçası...

Efes'te ise bir koç değişikliği yaşandı. Ligi Galatasaray ile lider bitiren fakat sonrasını getiremeyen Oktay Mahmuti yuvaya dönüş yaptı. Galatasaray'dan öğrencisi Lucas Gordon'u, NBA'de aradığını bulamayan Semih'i, yine geçtiğimiz senenin bir kısmını Maccabi'de kalanı NBA salonlarınınn benchinde geçiren Farmar'ı ve Karşıyaka'dan Birkan Batuk'u takıma kazandırdı. Takımda 4 tane (Semih, Batiste, Barac ve Ermal) pivot olması fakat saf 3 numara diyebileceğimiz (Hawkins ya da Emir gibi) 1 kişinin bile bulunmaması garip. Vujacic, Sinan, Birkan ile oraları doldurmaya çalışsalar da oyun dengesini sağlayabildiklerini göremedik henüz. Yine 1 numara pozisyonu da fazlaca şişkin. Kerem, Farmar, Gordon, Doğuş gibi isimler var. Oktay Mahmuti iki oyun kurucu ile oynamayı sevdiği için bunun takım içinde bir sıkıntı yaratmayacağını söyleyebiliriz tabi ki.

Anadolu Efes kadrosunun hakkını verebilecek mi? Geçen seneki soruyla aynı. Bu sefer daha yeterli bir koç var başlarında. Ama sistem? Efes kaybettiği/unuttuğu geleneğini yeniden bulabilecek/hatırlayabilecek mi, merakla izleyeceğiz...

1 yorum:

Benzer..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Benzer...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...